Sosyal Medya

Tiroit Kanseri Farkındalığı

Tiroit Kanseri Farkındalığı

Tiroit Kanseri Farkındalığı 

Tiroit Bezi Vücudun Neresinde Bulunur ve Nedir? 

Tiroit bezi; boyunda, soluk borusunun her iki yanında yerleşmiş, sağ ve sol lob olarak adlandırılan iki ayrı bölüm ile bunları birleştiren ve isthmus adı verilen bir köprüden oluşan, şekil itibarıyla kelebeği andıran bir salgı bezidir. Önden bakıldığında çene altında yer alan ve erkelerde daha belirgin görülen halk arasında ’adem elması’ olarak adlandırılan kıkırdaktan oluşan çıkıntının hemen altındaki bölgede bulunur ve yutkunmakla aşağıya yukarıya hareket eder.

Tiroit bezi, en küçük yapı birimi olan folliküler hücrelerinden T3 ve T4 hormonlarını, parafolliküler hücrelerinden ise Kalsitonin adı verilen hormonu yaparak kan dolaşımına verir. T3 ve T4, vücut metabolizmasını düzenleyip hızını kontrol ederler. Kalsitonin ise artmış kan kalsiyumunun kemiğe geçişini sağlayarak kan kalsiyumunu düşürürken kemiği sertleştirir.

Tiroit Nodülü Ne Anlama Gelmektedir?

Tiroit bezi hastalıkları toplumda sık görülür ve yaklaşık her 10 kişiden 3'ünde mevcuttur. İçinde bulunduğu ve işgal ettiği organın normal yapısından farklılaşmış ve kontrol dışı büyüyen yapılar için vücudun diğer organlarında “kitle” tabiri ile anılırken, tiroit ile ilgili benzer durumlarda “nodül” kavramı kullanılmaktadır. Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklerden daha sık ve 50 yaş üzerindeki nüfusun ise yaklaşık yarısında bulunmaktadır. Ancak özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde, yaşlı bireylerde ve erkeklerde tiroit kanseri görülme sıklığı daha fazladır. Tiroit nodüllerinin çoğu iyi huylu olmakla birlikte %5-10’u kanser içerir.  Bir nodülün kanser olma ihtimali birçok risk faktöründen etkilemektedir. Örneğin boyun bölgesinin geçmişte ışına maruz kalması ya da ailesel tiroit kanseri hikayesinin olması nodülün kanser bulundurma riskini artırır.

Tiroit Kanserine Neden Olan Etmenler Nelerdir?

Tiroit kanseri, salgı bezleri arasında %92 oranında en sık görülen kanserdir. Bunula beraber vücutta görülen tüm kanser vakaları içerisinde yüzde 1'den azını oluşturmaktadır. Aynı zamanda tedaviye en olumlu cevap veren kanser türü de tiroit kanseridir.

Toplumumuzda günümüzde tiroit kanseri sayısının arttığına dair yaygın kanaat mevcuttur. Yapılan bir çalışmada bu artışta, teknolojinin ilerlemesi ile tanı yöntemlerinin gelişmesinin ve hekime ulaşabilmenin kolaylaşmasının tiroit kanseri tespitini kolaylaştırdığı gerçeği %60'larda etkili olmuş iken; geçmişe nazaran tiroit kanseri oranının gerçekten %40 arttığı saptanmıştır. Bunun da sorumlularının; genetik yatkınlık, iyot yetersizliği, radyasyon, obezite ve sigara olduğu söylenmektedir.

Tiroit Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Tipik başvuru nedeni, genellikle ağrısız tiroit nodülüdür. Tiroit nodülleri kendi kendine veya başka bir hastalık için yapılan muayene ve tetkiklerde tesadüfen ortaya çıkabilir. Bu durum iyi huylu tiroit nodülü olan hastalardan daha farklı değildir. Bununla birlikte bazı özgün bulgular vardır ki tiroit kanseri şüphesini kuvvetlendirir. Bu belirtiler, tiroit kanseri yandaş yapılara baskı yaptığında veya yayıldığında ortaya çıkar. Endişe verici bu haller; soluk borusu içerisinde bulunan ses tellerine uyarı götüren ses sinirlerine sataşma olduğunda ses kısıklığı, yemek borusunun etkilenmesine bağlı yutma güçlüğü ve soluk borusuna gerçekleşen baskı ya da kanser sataşması sonucunda nefes darlığı veya ıslık sesine benzer solunum sesleri, nadiren de boyun ağrısı olarak sıralanabilir.

Tiroit Kanseri Nasıl Belirlenir?

Tiroit nodüllerinin elle hissedilebilmesi oranı %3 ile %7 arasında iken, ultrasonografi ile nodüllerin tespit edilebilme sıklığı %20 ile % 76 arasındadır. Bu yüzden bir kişide tiroit nodülü olup olmadığını anlamak, var olan bir nodülün iyi ya da kötü huylu ayırımını yapmak için tiroit ultrasonografisi en etkili yol göstericidir. Tiroit sintigrafisi, günümüzde artık nodül tespitinde değil daha çok aktivitenin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Tiroit bezinde nodül saptandıktan sonra ultrasonografik olarak kanser şüphesi varsa ince iğne aspirasyon biyopsisi ile nodülün kötü huylu olup olmadığı araştırılır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi, ultrasonografi eşliğinde kalçadan yaptırdığımız iğne veya damardan kan aldırdığımız iğneden daha ince bir iğnenin boynumuza batırılması suretiyle nodülden sıvı çekilmesi ve bu sıvının cam levhalara yayılarak sitolog tarafından değerlendirilmesinden ibarettir.

Biyopsi sonucu iyi huylu gelirse ve hastanın başka bir yakınması yok ise tiroit nodülleri takip edilebilir. Biyopsi sonucu kuşkulu veya kötü huylu gelirse, cerrahi tedavi aşamasına geçilir. Alınan materyalin yetersiz gelmesi durumunda biyopsi 1 ila 3 ay sonrasında tekrarlanmalı, yine yetersiz materyal gelmesi halinde ise cerrahi girişim düşünülmelidir. İğne biyopsisi yapılan nodüllerin yaklaşık %75’i iyi huylu olarak raporlanmaktadır. Bu hali ile iğne biyopsisi tanıda altın standarttır.

Tiroit kanseri türleri nelerdir?

Tiroit kanserleri; İyi Diferansiye Tiroit Kanserleri, Medüller Tiroit Kanseri ve Anaplastik Tiroit Kanseri olmak üzere üç ana gruba ayrılır. En sık görülen İyi Diferansiye Tiroit Kanserleri grubudur ve tüm tiroit kanserlerinin yaklaşık %95’in oluşturur. Kendi içerisinde papiller, folliküler ve hurthle hücreli olarak üç alt gruba ayrılır. Tedavisi; etkili ve yeterli cerrahi tedavi, düşük risk grubu dışındakilerde halk arasında atom suyu veya atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot ablasyon tedavisi ve yaşam boyu tiroit hormon ilacı ile TSH baskılama tedavisinden ibarettir. 20 yıllık ölüm oranı yüzde 1-7 arasındadır. Hastaların çoğunda seyir iyi olmasına karşın %20’sinde sıklıkla lenf düğümlerinde görülen tekrarlamalar, uzak metastazlar ve hatta ölüm ortaya çıkabilmektedir.

Medüller Tiroit Kanseri, tüm tiroit kanserlerinin yüzde 3 ilâ 5’ini ve tüm tiroit kanserlerine bağlı ölümlerin yüzde 14’ünü oluşturur. Tedavisi ve takibi iyi diferansiye tiroit kanserlerinden tamamen farklıdır ve tümüyle cerrahi tedaviden yarar görür. RAİ ve TSH baskılama tedavileri etkisizdir.

Anaplastik Tiroit Kanseri, neyse ki tüm tiroit kanserlerinin sadece yüzde 1-2’sini oluşturur. En ölümcül TK’dir. Diğer tiroit kanserlerinden farklı olarak hızla belirir ve çabuk ilerler. Tanı anında evre 4 olarak sınıflandırılmasına yol açar.  Saldırgan oluşu, erken ve sık sıçrama yatkınlığı anaplastik tiroit kanserini hemen her zaman öldürücü yapar ve çoğu hasta 6 ay içerisinde kaybedilir. Anaplastik tiroit kanseri, doğrudan başlayabilse de daha sıklıkla daha önce saptanamamış ve uzun süredir devam eden papiller veya folliküler tiroit kanserlerinden kaynaklanmaktadır.

Tiroit Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tiroit kanseri tedavisinin en etkili yöntemi cerrahidir. En güvenilir olanı ise tiroit bezinin tamamen çıkartılmasıdır. Bu yöntem, hem tekrarlama ihtimalini azaltmakta hem de ameliyattan sonra yapılacak radyoaktif iyot tedavisinin etkinliğini en üst düzeye çıkartmaktadır. Operasyon öncesi ya da cerrahi sırasında boynun ön, yan veya arka bölümlerindeki lenf bezlerinde kanıtlanmış bir kanser sıçraması söz konusu ise o bölge lenf bezlerinin tamamen çıkartılması gerekecektir. Kanıtlanabilir lenf bezi sıçraması olmasa da; tümör çapının 3-4 cm üzerinde olması, kötü histolojik alt tipin tespiti, komşu yapılara yayılma, ailede tiroit kanseri öyküsü bulunması, geçmişte baş-boyun bölgesi radyasyona maruz kalma hikayesinin olması, 20’den küçük ya da 45’den büyük yaş gibi yüksek risk faktörlerinin mevcut  olması hallerinde koruyucu olarak boyun ön bölgenin etkilenen taraf lenf düğümü çıkarılması önerilmektedir.

Son söz: Vücudun diğer kanserlerinin aksine cerrahiden uzun yıllar sonra tekrarlama gelişebileceğinden hastaların yaşam boyu gözlem altında tutulmaları tutulmaları gereklidir. Bu türden ameliyatlar, tiroit kanseri konusunda deneyimli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Tiroit cerrahi sonrasında görülebilen ses kısıklığı, kalsiyum düşüklüğü gibi komplikasyonlar deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirildiğinde en aza inmektedir. Şen ve esen kalınız.

Sosyal Medyada Paylaş